Betonlaşma günümüzün en önemli sorunu. Daha iyi bir dünya için sen geri dönüştürülebilir ve sürdürülebilir mimariye ihtiyacımız var.

Brillhart Architecture tarafından tasarlanan Miami’deki ev, Florida modernizminin ve cam pavyon tipolojisinin en güzel örneklerinden.


Bungalov tarzında inşa edilen ve boydan boya camla kaplanan yapı, Miami’nin kavurucu sıcağından korunmak için ahşap panellerle sarmalanmış. Ancak bu evin en önemli özelliği, İnşaatta kullanılan tüm malzemelerin doğa dostu ya da geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilmesi olmuş. Betonun ana inşaat malzemesi olduğu Amerika’da, daha sürdürülebilir bir yaşam için geri dönüştürülebilir çelik, ahşap ve cam Üst yapıyı tercih eden mimarlık firması, binanın içinde bulunduğu araziyi de tropikal bir cennete dönüştürmüş.

Geri dönüştürülebilir malzemelerle tasarlanan yapının ana fikrini; “ Bu bina ile dünyaya verdiğimiz zararı nasıl aza indirebilir, nasıl daha iyi bir yaşam alanı tasarlayabiliriz” Sorusuna verilen cevaplar oluşturuyordu. Bu sorudan yola çıkan ekip, savaş sonrasında Güney Florida’daki mimari denemelerinin izini sürerek işe başlamış. Alfred Browning Parker, Rufis Nims, Robert Bradford Browne, Mark Hampton gibi mimarların savaş sonrasında deneysel olarak projelendirdiği modern, yenilikçi ve sürdürülebilir tasarımları inceleyen bu ekip, bu projelerden ilham alarak basit, rasyonel, verimli ve düşük maliyetli bir bina ortaya çıkarmış.

Üst yapı olarak çelik ve camın kullanıldığı evde, yalıtımın da özel olarak planlanması gerekmiş yalıtım için öncelikle doğadan yardım alan ekip, araziye çapraz olarak yerleştirdikleri ağaçlar sayesinde soğuk ve sıcak havanın evin cam duvarlarına yansımasını azaltmış.

Peyzaj için ayrı bir ekiple çalışan mimarlar, bölgenin sıcak ve soğuk hava geçişlerini inceleyerek, odaların ve binanın yerini de bu hava akımlarının en zayıf olduğu noktalara yerleştirmişler. Evin zemininde ise soğuk ve sıcak etkisini en alt seviyeye çekmek için zemin yükseltilmiş ve buraya koyun yününden üretilen özel bir yalıtım malzemesi yerleştirilmiş.

Günümüz cam izolasyonunun termal özellikleri nde kaydedilen ilerleme sayesinde de canlı kaplanan yapının, olabildiğince evin sıcaklığını dengelemesi sağlanmış. Dış cephede panjur görevi de gören ahşap kaplamalar içinse Tabebuia ağacından tasarlanan paneller kullanılmış. Özel olarak tasarlanan ahşap paneller, normal karanlıklarından iki katı kesilerek, özel bir atölyede hazırlamışlar.

Bu özel uğraşın nedeni de, ağacın olabildiğince yaş bir şekilde kalmasını sağlamakmış. Bu sayede hem evin dış cephesini zamanla rengini alması sağlanmış hem de ağacın geri dönüştürülürken, tamamının sağlıklı bir şekilde kullanılması amaçlanmış.

İç mekânda da mimaride olduğu gibi geri dönüştürülmüş ya da sürdürülebilir malzemeler kullanılmış. Zeminde kullanılan parkelerden mutfak dolaplarına, banyodaki seramik yüzeylerden çelik aksesuarları kadar her bir detayın evin geneline uyum sağlaması, maliyeti düşürmesi ve en önemlisi de geri dönüştürülebilir olması amaçlanmış.


Böylece projenin başında amaçlanan
“ Bu dünya için en iyisini nasıl yapabiliriz? ”
sorusuna da en güzel cevap bulunmuş.