Çoğumuz vintage denince ‘yeni’ olmayan bir şeyi anlıyoruz. Oysa, durum bu değil. Vintage ile İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1940’ların sonlarına doğru tasarımın aldığı yönü kastediyoruz. Savaş boyunca çekilen acılardan, koşulların getirdiği zorunlu tamir ve yapım becerilerinden beslenen bir stil bu. 40’ların sonları ve 50’li yılların özgün bir ‘mix&match’ duygusuna sahip olması tam da bu yüzden.

İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan onca trajediden sonra geriye kalan dünyanın renge, güzelliğe ve tasarıma her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardı. 1940’ların ilk yarısında sanat ve yaratıcılık ortamı tam da bu yüzden çok bereketliydi. Avrupalı sanatçılar Amerika’ya taşınıyor, oraya kendi fikirlerini götürüyor ve mevcut sanat toprağına yeni tohumlar ekiyorlardı. Ne zaman ki savaş bitti, bu iki dünyanın bir araya gelişinin meyveleri de ortaya çıkmaya başladı. Ama içten taşan yaratıcılıkla kapışabilecek kadar bol materyal yoktu; malum, savaş sonrası her şeyin kıtlığı çekiliyordu. O zaman da herkes kendi başının çaresine bakmayı, mobilyalarını kendisi yapmayı öğrendi. Zamanla sanayi toparlandı ve insanlar yeni yaşamlarına adapte olmaya başladılar. Gözlerini yeni evlerine çevirip orayı güzelleştirmek için motive olabildiler. O senelerde evde misafir ağırlamak da çok önemli bir sosyal durumdu, böyle olunca yaşam alanlarını haklarında en güzel şekilde konuşulacak tarzda dekore etmek müthiş önemli bir hal alıverdi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan onca trajediden sonra geriye kalan dünyanın renge, güzelliğe ve tasarıma her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardı. 1940’ların ilk yarısında sanat ve yaratıcılık ortamı tam da bu yüzden çok bereketliydi. Avrupalı sanatçılar Amerika’ya taşınıyor, oraya kendi fikirlerini götürüyor ve mevcut sanat toprağına yeni tohumlar ekiyorlardı. Ne zaman ki savaş bitti, bu iki dünyanın bir araya gelişinin meyveleri de ortaya çıkmaya başladı. Ama içten taşan yaratıcılıkla kapışabilecek kadar bol materyal yoktu; malum, savaş sonrası her şeyin kıtlığı çekiliyordu. O zaman da herkes kendi başının çaresine bakmayı, mobilyalarını kendisi yapmayı öğrendi. Zamanla sanayi toparlandı ve insanlar yeni yaşamlarına adapte olmaya başladılar. Gözlerini yeni evlerine çevirip orayı güzelleştirmek için motive olabildiler. O senelerde evde misafir ağırlamak da çok önemli bir sosyal durumdu, böyle olunca yaşam alanlarını haklarında en güzel şekilde konuşulacak tarzda dekore etmek müthiş önemli bir hal alıverdi.

1940’ların ikinci yarısında Amerika’daki evlere bugün Erken Amerikan veya kolonyal sıfatlarıyla tarif edebileceğimiz bir tarz hakimdi. Çiçek desenli kumaşlarla kaplı ahşap mobilyalar ve fırfırlar fena halde popülerdi. İnsanlar kendilerini güvende hissetmeye ve yaşamdan keyif almaya başladıkça dekorasyon daha işlevsel ve eğlenceli bir tona bürünmeye başladı. Karneyle gıda alma ve kıtlık dönemi bitmiş; elektronik aletler ve mobilyalarda bir anda müthiş bir çeşitlilik başlamıştı.
Modada da dekorasyonda da en güzeline sahip olmak ve görkemli görünmek için adı konmayan bir yarış vardı.

Her ne kadar 1950’lerle özdeşleşmiş gibi görünse de, küçük de olsa yemek odalarına yer ayrılması, krom yemek takımları, formika masaüstleri aslında 1940’larda popüler olmuştu. Cam çekmece kulpları, krom ve vinil tabureler, yavaş yavaş evlerden içeri giriyordu. Ahşabın buharda büküldükten sonra farklı biçimlere büründürülüp mobilya ve dekorasyon objelerine dönüştürülmesine verilen isim olan Bentwood, hızla herkesin favorisi haline geliyordu.

2017 yılını yaşarken 1940’ları yaratmak isterseniz temel çizginiz şu olmalı: Eski, eklektik parçalar üzerinden çekici ve tarihsel bir duygu yaratabilmek. Varsa o dönemden kalan parçaları tamir edip tadilatla adam ederek yeniden yaşam akışına katmak. Vintage bir atmosfer oluşturmak için mekâna antika objeler, açık hava pazarlarından eski eşyalar ve emlak satın alımları sırasında belki bir önceki ev sahiplerinden kalan eşyaları değerlendirmek, akla ilk gelen ve en geçerli hamleler. Mekânlarınızda ahşaba çokça yer verin. Altındaki eski renklerin görünmesi için bazı kısımların kabuğunu soyulmuş halde de bırakabilirsiniz.

 

Renkler

Art deco, 1920’leri kontrolü altına alıp 1940’ın ortasına kadar etkisi devam eden, sanat ve dekorasyonun her yerine değmekle birlikte renk paleti söz konusu olduğunda nötr renkleri ve metalik ara tonları öne çıkaran bir akım. Art deco’nun en popüler detay renkleri, egzotik pastel tonlar oluyor, mesela. Yüzyıl ortası modern renk paleti (1940’lardan 1960’lara kadar) ise dünyayı yeniden güçlü renklere ve derin tonlara alıştırıyor. Toprak tonları evlerin dış cephelerine çok hakim, içerideki en popüler renkler arasında ise lacivert, canlı sarılar, kırmızı, beyaz ve açık yeşil var.

  1. Duvarlarda sessiz ve pastel tonlarındaki dönem renklerini tercih edin.
    Yalnızca seçtiğiniz tonun fazlaca parlak ve modern görünmediğinden emin olun.
  2. Savaştan sonra insanlar obje ve eşyaları mümkün olduğunca elde yapmayı ve tamir etmeyi öğrenmek durumunda kaldılar. Bu da çok kez tamir ve modifiye edilmiş mobilyaların doğal kabul edilmesini sağladı. Siz de bu nedenle elinizde bir mobilya tasarımı yapabilir, eski bir sandalyeyi tamir edip boyayabilir, yamalı ve crochet tekstil ürünleriyle odalarınızı dekore edebilirsiniz.
  3. İşinize gerçekten yarayabilecek mobilyalardan biri, köşe dolabı veya sade,
    önü camdan bir vitrin olabilir. Tüm alışılmadık objelerinizi burada sergileyebilirsiniz.
  4. Otantik vintage dekorasyon stilini yakalamak için desenli duvar kağıtları kullanmak da
    iyi bir fikir. Çiçek desenleri bu amaç için birebir, özellikle de 40’lı ve 50’li yılların gül desenlerinden olanları bulabilirseniz.
  5. 1940’lı yıllar dünyayı ahşap radyolar ve pikap konsollarıyla tanıştırmıştı. Kapaklı televizyon dolaplarını da tabii! Aileler oturma odalarındaki radyo veya yeterince zenginlerse televizyonun önünde toplanır; dünyada olup bitenleri ancak bu saatlerde öğrenebilirdi.
  6. Nostaljik kap, tabak, çanakları arayıp bulun. Çay setlerini ve güzel tabak tasarımlarını kullanmak için değil; sergilemek için kullanın. Çiçek buketlerini içine koymak için vintage sürahi ve ince uzun kutuları değerlendirebilirsiniz. Mutfakta emaye demlikleriniz, yumurta sepetleriniz, inek formlu sütlükleriniz, tereyağı tabaklarınız, ekmek kutularınız ve çiçek desenli önlükleriniz olsun!